Tolkien Film Afişi

Tolkien Filmi Eleştirisi



Fin yönetmen Dome Karukoski’nin yönettiği “Tolkien” incelemesiyle karşınızdayız. Yüzüklerin Efendisi, Hobbit, Silmarilion, Roverandom gibi efsanelerin yazarı; fantezi romancılığını çağ atlatan bir isim: J.R.R Tolkien
 
Bu yazın şahsen, en çok beklediğim filmlerinden biriydi bu. Tolkien’i birkaç talihli dışında çoğumuz Peter Jackson imzalı “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesiyle tanıdık. Fakat Yüzüklerin Efendisi tüm dünyada büyük yankı uyandıran ilk filmi olan “Yüzük Kardeşliği” yayınlanmadan çok önce fantastik edebiyatın en sağlam yapıtaşlarından biri olarak kaleme alınmıştı şüphesiz. Şu satırları yazarken kulağımda büyüleyici fonetiği ve seksi müzikalitesiyle çınlayan ve tamamen bu büyüleyici dünya içerisinde oluşmuş suni bir dil olarak elfçe de Tolkien’i bize sevdiren bir başka unsurdu. Yazarın üretkenliği burada sınırlı kalmamakla birlikte bunun filmin bir incelemesi olduğunu hatırlayarak devam edelim.
 
Filmin sinematografik değerlendirmesine geçmeden önce cevaplandırmamız gereken bir soru sanırım gerçekten Tolkien’in hayatında ilgi çekici bir nokta olup olmadığıdır. Edebi ve filolojik olarak büyük işler başarmış bu ismin beyaz perdede yer almasının geçerli bir sebebi var mıdır? Bana sorarsanız yazarın hayatı hepimizin karanlık odaların beyaz perdelerinde izlediği acı dolu hayatlardan biri sadece. Bu hayat; yazarı inşa eden bir öykü olsa bile bunun büyük bir dramatik ölçek ile incelenmesini gerektirecek sinemasal bir gerekçe bulamadım. Fakat izlediğimiz hikâyenin acı dolu, yorucu bir hayat hikâyesi olmasının yanında fark yaratmasa bile sinematografi olarak lezzeti yadsınamaz. 


 
Bu noktada okuduğumuz kitaplar, Peter Jackson’ın üçlemesi, Tolkien’in oğlu Christopher Tolkien’in babasının ölümünden sonra toparlayıp yayınladığı mitler ve yarım öyküler; bizlerin içinde öyle bir yer tutmuş olmalı ki merak uyandıracak bir yanı olmayan bu hayatı tutku ile izledik. 
Tolkien’i canlandırmak üzere seçilen Nicholas Hoult’un yanlış bir tercih olduğunu filmden önce de dile getirmiş olmakla birlikte filmi izledikten sonra da bu söylemimin arkasında durmaktayım. Yetenekli bir oyuncu olmasını bir kenara bırakırsak kendisi bu rol için fazla toy denebilir. Kenara çekil Bay Salinger! Öte yandan Harry Gilby genç Tolkien olarak oldukça keyifli izlendi. Umut vadeden genç oyuncuyu “Just Charlie”den hatırlayabilirsiniz. 
 
Müzikleri ile görsel zevki harmanlayan filmde kurgu oyunları biraz keyifsiz ne yazık ki ama J.R.R Tolkien’in kafasında dönüp duran fantastik dünyayı seyirciye aktarmada güzel bir iş çıkartmışlar demek kesinlikle doğru olur. 


 
Hepsinin ötesinde “Tolkien” fanlarının yanı sıra sadece hafta sonu keyifli bir biyografi izlemek isteyen herkesin tercihi olabilecek bir yapım olmuş. Eksiği ve fazlasıyla bir dâhinin hayatını görsel bir şölenle izlemenin nesinden zarar gelir?
 
Keyifli seyirler. 
 
Tayfun Çidem