Tarihe Not Düşen Türk Filmleri: Babam Ve Oğlum



Yönetmen 
:  Çağan Irmak
Senaryo      : Çağan Irmak
Oyuncular  : Çetin Tekindor, Fikret Kuşkan, Ege Tanman, Yetkin Dikinciler, Hümeyra, Şerif Sezer, Binnur Kaya, Halit Ergenç, Özge Özberk, Tuba Büyüküstün, Erdal Tosun

Bugün Türk sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi ağlatan filmlerinden olan Babam ve Oğlum’dan bahsedeceğim. Çağan Irmak ismi ile ilk olarak “Çemberimde Gül Oya”  dizisinde karşılaştım. Dizinin yönetmenliğini üstlenen Irmak aynı zamanda senaryo yazarlarından bir tanesiydi. Bu diziyi baştan sona büyük bir keyifle takip ettim. 1970 doğumlu olmasına rağmen bu dizide 12 Eylül 1980 öncesi olayları bu kadar derin ve etkili aktarmasıyla kendisine hayran bırakmıştı.  Çemberimde Gül Oya’dan sonra dönemin popüler dizilerinden olan Asmalı Konak ile karşımıza çıktı. Bu tarz bir diziyi yönetmesine açıkçası şaşırmıştım. Ve sonrasında “Babam ve Oğlum” geldi. Film, sessiz sedasız vizyona girdi, yoğun bir reklam kampanyası düzenlenmedi. Ya filmin çok başarılı olacağını düşünmüyorlardı ya da tamamen pazarlamaya yönelik bir hareketle ilk etapta az sayıda kopyası dağıtılmış, gelen talep üzerine kopya sayısı artırılarak daha fazla sinemada gösterime girmisti.

O günleri dün gibi hatırlıyorum. Filmi ilk izleyenlerden değilim ama çevremde izleyen herkesten o kadar olumlu yorumlar aldım ki 2 kere sinemada 3 kere evde izledim. Bu gün bir kez daha izlesem bende aynı etkiyi yaratacağından çok eminim. Türk sinema tarihinde aşağı yukarı aynı yaşlarda bir çocuk kullanmış‘’ Canım Kardeşim’’ filmi ile beraber bence bu film de unutulmazlar arasına adını yazdırdı.


**Filmin konusunu kısaca hatırlayalım

İzmir Seferihisar da bir çiftlikten gazetecilik okumak için ayrılan Sadık ( Fikret Kuşkan) yıllar sonar oğlu ile beraber yeniden çiftliğe dönüyor. Arka planda yine 12 Eylül darbesinin yarattığı bir dram vardır. Sadık, darbe döneminde göz altına alınıp türlü işkençeler yüzünden ciğerlerinden büyük hasarlar almıştır. Çok fazla ömrünün kalmadığını öğrenen Sadık oğlu Deniz’i (Ege Tanman) yıllardır görmediği ailesine teslim etmek için çiftliğe döner.  Köye vardığı zaman yıllardır görmediği  ve küstüğü babası ile kolay kolay barışmayacaklarını anlıyoruz. Sadık’ ın dönüş sebebini anlamlandıramayan aile bir yandan çok mutlu diğer yandan tedirgindir. Zamanla Deniz bu hiç görmediği ailesine alışırken ve her şey düzelirken yaşanan bir dram herkesi çok etkileyecektir.  Filmden hafızalara kazınan en önemli olgunun oyunculuk performansları olduğunu düşünüyorum. Hüseyin Ağa( Çetin Tekindor) ve eşi (Hümeyra) arasındaki ilişki, her görüntüye girdiğinde suratlarımızda bir tebessüm yaratan aklı biraz geriden gelen Salim ( Yetkin Dikinciler), onun eşi (Binnur Kaya), eşeği ve şemsiyesiyle çatlak teyze ( Şerif Sezer) filmde karakterlerin ne kadar iyi işlendiğini ve oyuncuların rollerinin haklarını ne kadar iyi verdiğini gözler önüne seriyor.



Ege bölgesinde doğmuş ve büyümüş birisi olarak Çağan Irmak’ I yürekten tebrik ediyorum. Bana göre yaşadığı ortamları olağanüstü gözlemleyebilen birisi. Filmdeki tiplemelerin hepsi bana da çok tanıdık geldi. Binnur Kaya ve Yetkin Dikinciler’in çocukları ile yarattığı aile tablosu etrafımda çokça gördüğüm ailelerdendi. Özellikle Binnur Kaya bağırarak konuştukça hep çocukluğuma döndüm. İzmir Menemen’li olan kayınvalidem genç kızlık döneminde tarlaya topuklu ayakkabı ile gittiği için babasından sürekli azar işitirmiş. Yine aynı tarlada teyzesinin de güneşten etkilenmemek için sürekli şemsiye ile oturduğunu anlatırdı.  
Hüseyin Ağa da bir yanıyla babamı gördüm. Bizde filmin tersine abim evde kalmış ben gitmiştim. Babam memnuniyetsizliğini ömrünün sonuna kadar yüzüme vurdu.

Babaların çocuklarını isimlendirirken onların kaderlerini de tayin etme hayali şüphesiz ki bir çok ebeveyin  ortak mücadelesidir. Film de bir oğluna Salim, bir oğluna Sadık adını vererek ailesinden gördüğü tüm gelenekleri, hayalleri ve belki de ortak kaderi nesilden nesile aktarma çabasında olan Hüseyin Ağa, Sadık’ın kendisine çizdiği hayatı kabul etmemiş ve Sadık’ı evlat olarak yok sayma kararı vermiştir. Allahtan biz babamla bu derece ciddi sorun yaşamadık.  
Kısaca ben filmi belki herkesten daha yakın hissederek bambaşka bir gözle izledim. Bu gün geriye dönüp baktığımda Türk sinema tarihinin en dokunaklı filmlerinden birisi olan Babam ve Oğlum kendi türünde klasikler arasına girmiş bir filmdir.
Aradan 13 yıl geçmiş ve izlemeyen kalmış mıdır bilmiyorum. Varsa mutlaka izlemelerini tavsiye ediyorum. Bu filmin Cağan Irmak’ın zirvesi olduğunu düşünüyordum aslında hala aynı düşüncedeyim. Çağan Irmak için bundan ilerisi sanırım bir Oscar ödülü almak olurdu. Henüz yaşı çok genç bunu yapabilecek yetenek ve  birikimi de var. Bakalım zaman bize neler izletecek.

Sevgiyle Kalın…

Ayhan Görgülü