Tarihe Not Düşen Filmler: Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak



Yönetmen:   Ahmet ULUÇAY 
Senaryo:       Ahmet  ULUÇAY
Müzik :         Ender  AKAY, Alper T. DEMİREL
Oyuncular:  Ahmet  ULUÇAY, Boncuk  YILMAZ, Kadir   
                     KAYMAZ , İsmail Hakkı TASLAK, Gülayse
                      ERKOÇ
 

Filmin konusunu kısaca hatırlayalım;

Recep (İsmail H. Taslak)  ve Mehmet  (Kadir Kaymaz )  60'lı yıllarda Kütahya’ nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tepecik köyünde yaşayan iki kafadardır. Yaz aylarını değerlendirmek için yakındaki kasabada çıraklık yaparlar. Recep bir karpuzcunun, Mehmet ise bir berberin yanında çalışır. Her ikisi de sinemaya delicesine tutkundur. Bu tutkunun sonucu olarak geceleri köydeki evlerinin terkedilmiş ahırında bir yandan derme-çatma bir film projeksiyon makinası yapmaya çalışırken, diğer yandan da hayatlarını tümden değiştirecek olan rejisörlük hayalleri kurmaktadırlar. Köyün delisi Ömer de çocukların bu sinema sevdasının tek tanığı ve destekçisidir. Recep bir gün, kasabada oturan ve ineklerine yedirmek için ham karpuzları toplamaya gelen Nezihe adlı, iki kız çocuğu olan dul bir kadınla tanışır. O günden sonra sık sık çay içmek veya kahvaltı etmek için bu kadının evine giden Recep, yaşça ondan büyük olan Nezihe'nin büyük kızı Nihal'e ilgi duymaya başlar. Nihal ise bu yabancı, köylü oğlan çocuğun eve girip çıkmasından bile rahatsız olmakta, ona elinden geldiğince ters davranmaktadır. Küçük kardeşi Güler ise ablasının aksine Recep'e ilgi duymakta, ancak o da bu ilgisine karşılık bulamamaktadır.

Ahmet Uluçay, "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" adlı bu eseriyle sinema tarihine ölümsüz bir eser kazandırmış oldu.Bu film sayesinde açıkcası nasıl bir yeteneğe sahip olduğumuzu ve yine bu yetenekleri nasıl harcadığımızı düşündüm.
 
Bu filmi izlemeden hemen öncesinde tanıdım Ahmet Uluçayı.  Hayat hikayesini öğrendikten sonra film benim için çok daha önemli hale gelmişti. Nasıl bir filmle  karşılaşacağımı bilmiyordum. Filmi izledim ve şok oldum. Karşımda bütün imkansızlıklara ve zorluklara rağmen ince ince, ilmik ilmik islenmiş evrensel bir temada bir sinema başyapıtı duruyordu.  Çok kızdım, şaşırdım, kendimden ve yaşadığım toplumdan utandım, üzüldüm.  


Tarihe not düşmüş türk  filmleri serimizde dikkat ettiyseniz bu büyük eserlerin tamamının  yönetmenleri aynı zamanda filmlerin senaristleri.

Başarılı bir filmin ortaya çıkmasında en önemli düet yönetim ve senaryo düeti. Ortaya çıkan eserlere baktığımızda da ustalarımız ne kadar başarılı olmuşlar görüyoruz biliyoruz. Bu dahilerin ortak özellikleri çok başarılı olmaları. Bunun dışında hiç birinin sosyo -ekonomik koşulları  birbirine uymuyor. İçlerinde Reha Erdem gibi dünya standartlarında en üst düzeyde eğitim almış olan da var. Ahmet Uluçay gibi ilk okulu zor bitirebilmiş, filmini bitirebilmek icin şoförlük, hamallık, tavukçuluk vs. yapmış toplumun en alt kesiminden gelenler de var. Tabi ki toplum olarak bir diğer önemli özelliğimizi de unutmamak lazım. Sanatçısına sahip çıkmamak. Tersine köstek olmak.
Nazım Hikmet’i vatan hasretiyle yurt dışında öldüren bizlerin Ahmet Uluçay gibi bir yeteneğin farkına varmaması çok normal elbette. Baska toplumlar bu dahi insanların önüne ne imkanlar sunar ve onların daha fazla yaratmasına yardımcı olurdu gerçekten merak ediyorum.
Ahmet Uluçay ‘ ın  sinema yapabilmek uğruna katlandığı imkansızlıklar bu dahi adamın genç yaşta ölümüne sebep oldu diye düşünüyorum. İşte bu anlamda toplum olarak ona sahip olamamanın utancını hep içimde yaşayacağım.
 
Karpuz Kabugundan Gemiler Yapmak,  Ahmet Uluçay’ın çocukluğundan esinlendiği ilk uzun metrajlı filmidir. Bu filmi çekerken geçimini sağlamak için yem fabrikasında hamallık da yapan Uluçay, bu filmiyle Türkiye'de ve yurtdışında 40'a yakın ödül aldı. 
Daha sonra 2007 yılında ‘’Bozkırda Deniz Kabuğu’’ adlı yine senaryosunu kendisinin yazdığı bir filmin çekimlerine basladı. Ancak sağlık sorunları nedeniyle filmi tamamlayamadı.

Uluçay beynindeki tümör ve zatürre hastalığı nedeniyle 30 Kasım 2009 tarihinde hayalleri ve özlemlerini tamamlayamadan aramızdan ayrıldı.
 
İstanbul Film Festivali’nde ‘’En İyi Türk Filmi Ödülünü aldığı törende yaptığı konuşma hiç unutulmadı. Şöyle diyordu usta; ‘’Bu ödülü karıma armağan ediyorum. Çünkü gerçek yönetmen  o . Ben sadece sınama yapmak için onu buradaki  insanların  asla bilmeyeceği yoksulluklara ittimAma o hep benimle oldu.”
 
İzlemediyseniz mutlaka tavsiye ederim.
 
                    
Sevgiyle Kalın..

Ayhan Görgülü