Sarayın Gözdesi Film Afişi

Sarayın Gözdesi Filmi Eleştirisi

Yunan Yeni Dalgası olarak da adlandırılan sinema yaklaşımının en önemli üyelerinden Yorgos Lanthimos’un son filmi The Favourite (Sarayın Gözdesi) çok büyük bir ilgi ve başarı elde etmeyi başardı.Oscar’da 10 dalda adaylık elde eden film, ülkemizde de vizyona girdi.

Yunan yönetmen Lanthimos; Hollywood’da harikalar yaratmaya devam ediyor. 45 yaşındaki yönetmen üst üste çektiği filmler ile senelerdir gündemde kalmayı ve birçok önemli festivalde önemli ödüller kazanmayı başardı. 2009’da yönettiği Köpek Dişi filmi ile dikkatleri üzerine çekip, Cannes Film Festivali’nden ödülle dönen yönetmen 2015’de The Lobster, 2017’de ise Kutsal Geyiğin Ölümü ile büyük ödüllere kavuştu. Son derece hızlı yükselen kariyeri ile Yunan sineması için de önemli bir övünç kaynağı haline gelen Lanthimos, son filmi Sarayın Gözdesi ile deyim yerindeyse çıtayı arşa çıkardı.


10 dalda Oscar adayı olmayı başaran Sarayın Gözdesi filmi 1702’den 1714’e dek İngiltere tahtında oturan Kraliçe Anne’i merkeze alan bir entrikalar hikayesini anlatıyor. Yönetmen Yorgos Lanthimos filmde farklı tarzını tam anlamıyla yansıtmayı başarıyor. Filmi teknik, tasarım ve içerik bakımından üç farklı açıdan ele almak lazım.

Teknik açıdan film Lanthimos’un farklı tarzını olabildiğine içeriyor. Başta balık gözü olmak üzere farklı objektifler, alışılagelmişin dışında kadrajlar, ilginç hatta bazen rahatsız edici kamera hareketleri filmi doldurmuş durumda. Filmde baştan sona bir rüya, hayal izlenimi mevcut. Ancak Lanthimos’un bu biçimi öne çıkaran tarzının yer yer içeriğin epey önüne geçtiğini söylemem gerek. Biçim - içerik dengesini sağlama konusunda film bazı sıkıntılar yaşıyor. Sahnenin anlamı ve duygusunun dışında da kamera ve ışıkla ilgili bazı oynamalar görebiliyoruz. Filmde yer yer çapraz kurgular, filmsel zaman ile oynamalar - ki Yeni Dalga’nın sayılı özelliklerindendir -, ses bağlantıları görülüyor. Filmin kurgusunun kesinlikle ince bir işçilik ve emek içerdiğini kabul etmek gerekir.


Bildiğiniz üzere film BAFTA’da En İyi Yapım Tasarımı, En İyi Saç/Makyaj Tasarımı ve En İyi Kostüm Tasarımı dallarında ödülün sahibi oldu. Oscar için de En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Yapım Tasarımı Ödülleri için aday durumda. Sarayın Gözdesi filmi her milimetresi ilmek ilmek işlenmiş olağanüstü bir mekan, kostüm, makyaj, saç tasarımı ile karşımızda. Her renk, her kıyafet, her mekan, her eşya adeta izleyeni büyülüyor. Filmin tarihi atmosferine, İngiliz sarayının şatafatına kapılıp gidiyorsunuz. Bu kadar başarılı bir görsel tasarım için emeği geçen herkesi tebrik edip muhtemelen Oscar’da da zaferin Sarayın Gözdesi tarafından elde edileceğini düşündüğümü eklemek istiyorum.


Sarayın Gözdesi; tarihi yönüyle dönemin İngiltere’si hakkında müthiş bilgiler sunarken bir yandan izleyicileri entrikalarla dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Bütün entrikaları bir kenara bırakıp, saray koridorlarından çıktığımızda filmin özünde aslında şunu görüyoruz: Canımızı acıtan gerçekler yerine bizi mutlu eden yalanları tercih ediyoruz. Şiddetli bir güç ve aşk üçgenine tanıklık ettiğimiz film, mükemmel oyunculuklarla da birleşince son derece vurucu bir hal alıyor. Film ile ilgili en önemli detaylardan birisi filmin bir kadın filmi olduğu. Sarayın Gözdesi’nin anlattığı dünya bir kadın dünyası, güçlü kadınların güç mücadelesi verdiği, yönettiği, hüküm sürdüğü bir saray ve bir ülke. Erkeklere karşı ciddi bir egemenliğin kurulduğu filmin atmosferi aslında tarihi filmlerde yüzlerce erkek karakter görmeye alışmış seyirciler için oldukça rahatlatıcı bir seçim.


Emma Stone, Rachel Weisz ve Olivia Colman’ın mükemmel oyunculukları ile sapasağlam bir film duruyor karşımızda. Müthiş bir tırmanışa geçen genç bir yönetmen, dev bir prodüksiyon, etkileyici bir hikaye ve olağanüstü oyuncular. Sarayın Gözdesi; Oscar yolunda Roma gibi iddialı filmlerin karşısında dev gibi bir rakip. Tasarımlar ile alakalı Oscar ödüllerinin yanısıra kadın oyuncularının da mutlaka Oscar ödüllerine ulaşacağını düşündüğüm film şimdiden geceye damga vuracak gibi duruyor.