Forrest Gump Film Afişi

Forrest Gump Filmi Eleştirisi

Sinema tarihinin belki de en zor Oscar’ını kazanan film..


Yönetmen
: ROBERT ZEMECKİS

Oyuncular: TOM HANKS – GARY SİNİSE – ROBİN WRİGHT – MYKELTİ WİLLİAMSON,

KONUSU

Film, aynı adlı bir kitaptan beyaz perdeye uyarlanmıştır. Öğrenme güçlüğü yaşayan ama atletik olarak inanılmaz yeteneklere sahip Forrest Gump’ın, doğum yılı olan 1944 ve 1982 yılları arasında gerçekleşmiş, bazen sadece gözlemlediği, bazen de başkalarına ilham verdiği olaylar yaşamıştır. 20. yy. dönüm noktası olan olayların da filmde muazzam şekilde işlenmiştir.



ANALİZ

Neden sinema tarihinin en zor Oscar’ını kazandı diyecek olursanız, sebebi 1994 yılı Ekim ayı dünya sineması açısından altın değerinde dönemini yaşıyordu. O yıl aynı tarihte Forrest Gump ile birlikte vizyona Esaretin Bedeli, Leon The Professional, Pulp Fiction gibi herkes tarafından bilinen kült filmler de girdi. Ancak Forrest Gump tüm bu filmlerin arasından sıyrılıp tam 6 dalda Oscar kazanmıştır. Filmde Tom Hanks’in olağanüstü performansı ona Oscar’ı getirmişti ama tam 6 dalda da filmin Oscar kazanmasının asıl sebebi neydi? Gelin bunu anlamak için biraz filmi irdeleyelim.

***Yazının burdan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içerir.


Aslında tüm hikaye okul servisinde tanıştığı Jenny’nin Forrest’a onu dövmek için gelen çocuklardan kaçması için söylediği “Run Forrest Run” demesiyle başlıyor. Forrest,  IQ’ su 75 seviyesinde, devlet okulunda bile okumaya yeterli zekaya sahip olmayan biridir. Annesi bunu bir türlü kabul etmeyip onu diğer çocuklarla aynı seviyede görüyordu. Çoğu şeyi düşünmeden yapardı. Belki de bu yüzden girdiği her işte ve durumda başarılı olmuştu. Hayatta yapabildiği en iyi şey koşmaktı. O da bunun avantajını üniversitede gördü. Üniversitenin Amerikan futbol takımına girdi. Koç onun için “Belki dünyanın en aptal insanı olabilir ama en hızlı koşanı da o demişti.” Forrest neredeyse hiç derslere girmeden okulun futbol takımında olduğu için mezun olmuştur. Ardından mezuniyet töreninde bir subay orduya katılmak istemez misin? diye bir soru sorar Forrest her zamanki gibi düşünmeden karar verip orduya katılır. Daha sonra Vietnam savaşına gönderilir. O yine en yakın arkadaşını otobüste bulur. Bu kişi Bubba’dır. Bubba bütün hayatı boyunca karides teknelerinde çalışmış ve en büyük hayali kendine ait bir karides teknesi olmasıydı. Forrest’a tüm gün nasıl karides yakalanır, karides ile hangi yemekler yapılır, en iyi karidesler nereden toplanır, vs. bunun gibi şeyleri anlatır dururdu. Forrest Vietnam’da birliğe ulaştığında onları Teğmen Dan karşılamıştı. Teğmen çok iyi bir askerdir. Babası, büyük babası ve onun babası savaşlarda ölmüştür. Teğmen eğer vurulursa kesinlikle ölmesi gerektiğini düşünürdü ancak öyle olmadı. Savaş esnasında Bubba ölmüş Teğmen ve Forrest yaralanmıştır.


 Hastane günlerinde Forrest ping pong oyununu çok sever ve oyunun nasıl oynandığını sorar. Bir askerde ona kesinlikle gözlerini toptan ayırma der ve o da aynen öyle yapar. Artık o kadar iyi oynar ki ulusal başarılar elde eder.
Bir gün bir asker gelip Forrest’a terhis olduğunu söyler. O da evine geri döner. Evinde her yer ping pong topları ve raketler ile dolmuştur. Herkes Forrest’a hediyeler göndermiş hatta bir Çinli ping pong şirketi eğer en iyi raketlerin onlarınki olduğunu söylerse 10 bin dolar para kazanacağını söyler. O da bunu kabul eder ve parasıyla annesine yemek ısmarlayıp kalan parayla Bubba’nın köyüne döner ve bir tekne alır. Çünkü Forrest daima sözünü tutardı.
Karides teknesiyle ilk günler kötü geçiyordu ama Forrest hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadan işine bakıyordu. Aradan kısa bir süre sonra Teğmen Dan Forrest’a katılmıştı. Bir gece tekne açılmış ve o gece köyü büyük bir fırtına vurmuştu. Açıkta olan tek tekne Forrest’a ait olduğu için bir tek ona zarar gelmemişti (ayrıca bu sahnede Teğmen geminin direğine tırmanıp Tanrı ile olan barışma hikayesi de bana göre filmin en mükemmel sahnelerinden biridir.) Artık köyün tek karides gemisi ona aitti ve işler mükemmel devam ediyordu.


Bir gün Jenny Forrest’a geri dönmüştü. Jenny ile birlikte olan Forrest harika günler geçiriyor ve onun deyimiyle tekrardan köfte ile patates gibi olmuşlardı.
Ancak Jenny çocukken babası tarafından istismara maruz kalmış genç bir kızdı. Bu durum onda onarılamayan yaralar açmıştı. Sürekli bir yerlere ait olamamasının ve ona hiç iyi davranmayan adamlarla birlikte olmasının sebebi buolmuştu. Ve bir sabah Jenny yine kaçmıştır.

Forrest bunun üzerine yine bildiği en iyi şeyi yapıp koşmaya başladı hiç durmadan koştu koştu tam tamına 3 yıl 2 ay 14 gün 16 saat boyunca koştu. Herkes bir amaç için koştuğunu düşünürken o ise sebepsiz başladığı koşusunu “yoruldum” diye bitirip eve dönmüştü.


Finalde önüne düşen bir tüy parçasını gördükten sonra şunları söyler.
Bizlerin bir planlı ve programlı bir kaderi var mı yoksa tamamen rüzgar nereye eserse biz orada mıyız? Bence ikisi de
Son cümle filmin de özeti gibidir bana göre, biz ne plan yaparsak yapalım daima hayatın eli daha kuvvetli oluyor ve bizi bir şekilde bir yerlere savuruyor.



Son olarak belki de çoğumuzun bilmediği film ile ilgili bazı ayrıntıları sizle paylaşmak istiyorum.
 
Forrest henüz çocukken okulun ilk günü bindiği otobüste ona yer vermeyen bu kız gerçek hayatta Tom Hanks’in öz kızı Emily Hanks’tir.
 


Filmde Forrest ping pong oynarken bir askerin ona sakın gözünü toptan ayırma dediği sahnede Tom Hanks sahne boyunca gözlerini hiç kırpmamıştır.



Filmde Forrest’ın kurdu karides şirketi olan “The Bubba Gump Shrimp Co” gerçek hayatta da dünyanın birçok yerinde restoran zinciri olarak varlığını sürdürüyor.


Filmin uyarlandığı aynı adlı kitap o kadar popüler olmuştu ki yazar ikinci kitabı da yazmıştır. İkinci filmde Forrest gorillerle Berlin duvarını yıkar, birçok önemli olayın içinde olmaya devam eder. İkinci filmi de çekmeye karar verirler ancak 11 Eylül saldırısı yaşanınca film askıya alınır.


Ayrıca filmde CGI tekniği kullanılarak Forrest’ın o dönemde hayatta olan insanlarla ( ABD başkanları, John Lennon, Elvis Presley, vb.) el sıkışıp, sohbet etmesi sağlanmıştır.


Miraç Çelik