Ema Film Afişi

Ema Filmi Eleştirisi

Pablo Larraín’in Venedik Film Festivali’nden ödülle dönen filmi Eva, 20 Aralık’ta seyirciyle buluştu.

Dünya prömiyerini 76. Venedik Film Festivali’nde yapan film, beğeniyle karşılandığı festivalden UNIMED ödülüyle dönmeyi döndü. Film, festival yolculuğuna Ocak ayında Sundance Film Festivali’yle devam edecek.

Film, fazlaca üzerine düşünülmesi gereken bir hikayeye sahip. Gaston ve Ema’nın evlat edindikleri 7 yaşındaki oğulları Polo’yu yaşanan bir trajedi sonucu geri gönderdiklerini, sonrasında çiftin yaşadığı duygusal yorgunluğu ve “anne-baba” sıfatına açtıkları savaşı anlatıyor. Yanlış tutumlar ve yönlendirmelerle büyütüldüğüne inanılan Polo; teyzesinin yüzünün bir kısmını yakıyor ve ölmüş kedileri buzdolabında saklıyor. Tüm bu olaylar sonucu tekrar sahiplendirilmek üzere geri gönderiliyor. Bu olay, zaten araları düzelsin diye evlat edinen çifti oldukça kötü etkiliyor ve ikili sonu gelmeyen derin tartışmalara giriyorlar. Her sonu gelmeyen tartışma, onları dansa itiyor. Özellikle dans kariyeri çok iyi ilerlemeyen Ema, yaşadığı her sorunda “O zaman, dans!’’ deyip kendini piste atıyor. Fakat senaryo geliştikçe görüyoruz ki konu ne ilişkisel problemler, ne ortadaki trajik olay ne de iyi yetiştirilemeyen bir evlat. Konu, iç huzursuzluk ve dayatılan tabular. Bu iki konunun odak noktasında duran Ema, tüm inançsızlığına rağmen oğlunu geri alabilmek için bir plan yapıyor. Devletin kurumlarına, homofobik arzulara meydan okuyan Ema’nın planı sekans sekans işliyor. Birbirinden oldukça bağımsız zannedilen sahneler gelişiyor ve finaldeki yemek sahnesi, oyuncuların olduğu kadar seyircinin de doyum noktasına ulaştığı bir yemek sahnesi haline geliyor.

Filmin ilgi uyandırıcı senaryosu bir yana, yönetmenin üslubu da oldukça ilginç. En cesaretli filmlerinden biri olarak tanımlayabileceğim Ema’ya yerleştirdiği müzikal sahneleri doğru kurgusal dokunuşlarla harmanlayarak müzikal olmayan ama sık sık müzikal hissettiren bir film ortaya çıkarmış. Final sahnesine kadar karşılık bulamadığımız detaylara, soru işareti taşıyan diyaloglara, takip etmesi zor kronolojisine rağmen Ema, seyircinin rahata ereceği bir finale varıyor. Nicolas Jaar imzası taşıyan müzikleri ve Mariana Di Girolamo, Gael Garcia Bernal ikilisinin başarılı oyunculuklarıyla film, kendine modern dünyadan apayrı bir atmosfer yaratıyor. İhtiyacı olmayan oyuncular kadraja yerleştirilmiyor, neredeyse hiç figüran kullanılmıyor. Filmin karanlık, kısık tonu yalnızca Ema’nın ateşiyle aydınlandığı sahnelerde kırılıyor. Anlaşılması gerekiyor ki; burası Larrain’in elinden Ema’nın dünyası. Bu dünyada kurallar değil, eğilip bükülebilen kararlar, bir de insanın en özgür yanı; “dansı” var!

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış, ilk yorumlayan sen ol.