Dora ve Kayıp Altın Şehri Film Afişi

Dora ve Kayıp Altın Şehri Filmi Eleştirisi



Ekranda görünen istisnasız her varlığın mutluluk saçtığı "Kaşif Dora" çizgi dizi serisini çocukluğumuzun cumartesi pazar sabahlarından hatırlarsınız. 5-6 yaşlarındasınızdır, sabahın 7sinde Süngerbob izleme umuduyla cnbc-e'yi açarsınız ve karşınızda Kaşif Dora vardır. Pijamalı çocukluğunuzla karşılaştırıldığında sinir bozucu enerjisi ve öğrenmenizi istediği yabancı kelimelerle oradadır. Sorular sorar, cevaplar bekler, daha çok sorar ve daha çok cevap ve daha çok so…
 
Asıl amacı izleyen herkese birkaç kelime de olsa İspanyolca ve İngilizce öğretmek olan, 2001-2005 arası Nick Jr tarafınca yayınlanan bu çizgi film, bir kısmımızın korkulu rüyası iken bir kısmımızın da bayıla bayıla peşine takıldığı bir serüvendir. Durum her ne kadar böyle olsa da kabul edilmelidir ki Dora; o zamanlardaki küçük kalplerimize "doğa sevgisi" ve "çevre  bilinci" aşılama konusunda bir numaradır. Bu çizgi dizide maceracı kızımız Dora, maymun dostu Boots ile beraber vakitlerinin çoğunu ormanda keşif yaparak geçirirler. Bilgisayar oyunu mantığıyla tasarlanan çizgi dizide Dora, size sorular yöneltir ve gideceği yolda öncülük yapmanızı ister. Seyirci kitlesinin çoğunlukla anaokulu çağındaki çocuklar olduğunu kabul edecek olursak, öğretmek istediği bilgiler bize genelde birkaç gömlek büyüktür. Gezintilerle, şarkılarla hem eğlendirmeyi hem de bilinçlendirmeyi amaçlayan Kaşif Dora'nın bu tavrını filmde de görüyor; hikayeye eklenen farklılıklarla motive olarak geçiyoruz filme.
 
Dora ve Kayıp Altın Şehri'nde Dora, arkeolog olan annesi ve babasıyla beraber ormanın içinde, şehirden uzak ahşap bir evde yaşamaktadır. Hayvanlarla sohbet ettiği, yüzünden gülümseme eksik olmadığı bu güzel günler yavaş yavaş şekil değiştirmektedir çünkü Dora artık lise çağına gelmiştir. Zehirli hayvanlardan ve yaşlı ağaçlardan daha heyecan verici bir keşfin vaktidir şimdi: Lisenin!  Anne babası yeni bir keşif için yollara düşerken Dora; dış dünyaya açılması ve yeni arkadaşlıklar kurması için şehre, kuzeni Diego'nun yanına yollanır. Belki de filmin en güzel öğütlerinden biri verilir çocuklara bu sahnede. "Unutma, gerçek keşif; insanları tanımaktır.


 
Şehir yaşamına alışkın olmayan Dora, güzel mobilyalarla döşenmiş odasının penceresinden atlayıp evin bahçesinin çimenlerinde  uykuya dalar. Yüksek binalara, oksijen azlığına, liseye ve kaba insanlara adapte olmaya yarayacak bir taktiği vardır: Kendin olmak!  Hepimizin tahmin edeceği gibi "normal", çok uzun sürmez ve  Dora'nın meraklı burnu boş durmaz, onu bir okul gezisinde yakalar ve kendi ve arkadaşlarını beladan belaya sokar. Önlerine açılan bu macera kapısı kuzeni Diego'yla arasındaki buzları kırar ve ikili eski formlarına kavuşur kavuşmaz Parapatra Altın Şehri'nin peşine düşerler. Bu yolda yeni arkadaşlıklar ve aşklar filizlenir, kötü ve iyi adamlarla pazalıklar yapılır, orman gizemleri ve eski kızılderili lanetlerine dair bulmacalar çözülür. Seyirci kitlesinin yaşı ve çizgi filmin doğuşundaki didaktik amaç göz önünde bulundurulduğunda  Dora, yol boyunca akıcılığını bir an olsun kaybetmez ve kendini tekrarlamayan yapısıyla seyircinin ilgisini en üst seviyede tutarak son dakikaya kadar kendini göz kırpmadan izletir.
 
Dora ve Kayıp Altın Şehri, seyirci kitlesine uygun düzeyde bir hikaye ve  beraberinde görsel estetik zevki sunuyor bizlere. Dora'nın ve ailesinin yaşadığı ev, kullanılan ışıklandırmalar, mobilyalar, bambu aksesuarlar, fotoğraflar ve hatta kaşif araç gereçlerinin şıklığı; civarındaki ormanın canlı renkleri ve sevimli hayvanlar.. Her biri, Dora'nın izlenmeye değer detayları. Hayvanların animasyon tekniğiyle yaratılışı oyuncuların gerçekliğine zarar vermiyor, izlemeye alıştığımız animasyon karakterlerinin tanıdık mizaçları ve kostümleri bu gerçeklik duygusunun içini doldurabilecek kadar başarılı çünkü. Tam burada sanat ekibinin başarısını kutluyor, teknik becerenin de altını çizmek istiyorum. Hikayenin zaman zaman eksik bıraktığı detayları ve devamlılık hataların üstünü örten teknik başarı, filmin yaş kitlesini bir tık yukarı çekiyor ve eğer çocuğunuzu götürüyseniz bu filme; iyi haber. Sıkılmayacaksınız. Hatta tümüyle animasyona geçilen kısa bir sahne var ki; eski Dora'nın, izleyicileri biz büyüklere kendini hatırlattığı oldukça sevimli bir sahne. Ya da büyüdüğünüzü fark ettiren bir sahne. Fark ediniz ki; Dora büyüdükçe sizin için  daha katlanılabilir oluyor ve çocuklarınız için diğer çizgi dizilere göre çok daha iyi bir tercih. 

Salonda tek olmamın da yardımıyla Dora'nın sorular sorup uzun uzun cevap beklediği saniyelerde biraz çekinerek de olsa yüksek sesli cevaplar verdiğimi itiraf etmem gerekir. Yüzüme öyle dik dik bakınca hala geriliyorum çünkü. Çocukluk travmam (travmalarımız) ve şaka bir yana, Dora; ailecek izlenebilecek sıcacık bir animasyon olmuş. İyi niyetli, meraklı, zeki, cesaretli, özgür ve özgüveni yüksek bir kız çocuğundan daha iyi bir şey varsa o da buna örnek teşkil eden; bu profili destekleyen sinema filmleridir. Masum kalpler için güzel bir bayram hediyesi biliyorum artık. Bu öneriden sonra da şekerle geçiştirecekseniz günü, hep bir ağızdan yüksek sesle durduralım bunu:  "OKUYUCU! AYIP SANA!"
 
Dilşad Demir