Deliler Fatih'in Fermanı Film Afişi

Deliler Fatih'in Fermanı Filmi Eleştirisi

Osman Kaya imzalı “Deliler” filmi vizyona girdi. Erkan Petekkaya, Cem Uçan, Nur Fettahoğlu, Yetkin Dikinciler gibi yetenekli isimlerin yanı sıra “İftarlık Gazoz” filminden hatırlayacağınız Berat Efe Parlar gibi genç yetenekler de oyuncu kadrosunu dolduruyor.


Osman Kaya imzalı “Deliler” filmi vizyona girdi. Erkan Petekkaya, Cem Uçan, Nur Fettahoğlu, Yetkin Dikinciler gibi yetenekli isimlerin yanı sıra “İftarlık Gazoz” filminden hatırlayacağınız Berat Efe Parlar gibi genç yetenekler de oyuncu kadrosunu dolduruyor.

Osmanlı ordusunun savaşa en önde giden kolcuları, deliler ocağı askerlerinin, isyancı Eflak Voyvodası Vlad Tepes’e düzenledikleri bir seferi konu alan film; bundan önceki türdeşlerinden bir tık daha kaliteli bir yapım olmuş diyebilirim. İlk yarısında aşina olduğumuz türden bir giriş ile “sen de mi Brütüs!” dedirten; ikinci yarısında adeta evrim geçirip insanın aklına “bu arada ne oldu sana Osman Kaya! Kafana saksı mı düştü?” sorusunu akıllara getiren bir film bu. Belki de seyirciyi şaşırtmak için yapılmış bir hamleydi. Kim Bilir?

Son dönemin ve hatta daha iddialı konuşmayı da göze alarak şimdiye kadar izlediğim en sağlam görsel efektlere sahip, minik kurgu oyunlarıyla aksiyona renk katılan, temasını alışılmışın dışında ve hatta büyük bir kitle seyircisinin ilgisini cezbedecek şekilde yeniden düzenleyen bir yerli yapım film diyebilirim.  Tabii gözümüze çarpan eksik yönleri de dile getirmek de her sinema sevdalısının boynunun borcudur ki ancak bu şekilde sinemamız ilerleme kaydedecektir. Devam edelim...

Türk sinemacılığının en büyük dertlerinden biri sanırım derinliği olmayan karakterler oldu hep. Bir filmin öyküsü, anlattığı insanların karakter derinliğiyle doğru orantılıdır şüphesiz. “Deliler” filmi de bu bakımdan eleştirilebilir. Çok mu kötü? Hayır değil. Daha iyi olabilir miydi? Kesinlikle.

Tarihsel bir iş ortaya koyulduğunda o işi bizce başarılı kılan bir ölçüt de ne kadar objektif olduğudur. Hiçbir zaman siyah ile beyaz, iyi ile kötü net bir çizgiyle birbirinden ayrılmamalıdır. Burada bir eksi puan benim kalemimden filmin hanesine yazıldı. Başarılı bulduğunuz tarihten ilham almış filmlere şöyle bir göz gezdirin. Ne demek istediğimi siz de daha net anlayacaksınız.

Seste harika bir iş ortaya koymuş “deliler” müzikleriyle de seyirciyi yakaladı diyebiliriz. Görüntü ve sesin kalitesi filmi ne kadar sırtlamış gibi dursa da dramatik yapıda sınıfta kalındığını üzülerek söylemem gerekiyor. Oyuncular ayrı ayrı çok başarılı ve takdire şayan kişiler olsa da bu filmde karakterle birlik yakalamış isimler çok sınırlı. Yetkin Dikinciler gibi bir usta isim oynadığı Baba Sultan rolüne pek oturmamış gibi gözüktü. Belki de ben orada daha farklı bir ismi görmeyi beklerdim. Şahsi bir yorumdur. Bahsettiğim siyah ile beyaz meselesinde beni çok rahatsız eden ancak sadece bu filmle sınırlı kalmayan; tüm Türk sinemasının problemi diyebileceğimiz mevzuyu daha da açalım.

Sabah okuduğum bir habere göre Almanya’da, aşırı Türk milliyetçiliği havası olduğu ve gençleri yanlış yönlendirebileceği gerekçesiyle film 18+ olarak vizyona girecek. Bu durumda art niyet aramaya gerek görmüyorum. Film motivasyonu ile modern dünya sinema anlayışının çok gerisinde. Yeşilçam kötüsü edasıyla ortaya çıkmış bir Vlad Tepes (Erkan Petekkaya) var. Neden isyan etti? Osmanlı ile alıp veremediği neydi? Çok üstünkörü geçilmiş sorular. Tarihe çok da hâkim olmayan bir genç seyirci burada cevap bulamaz diye düşünüyorum.

Hikaye temelinde güzel bir senaryo ile yol alsa da bir yerden sonra yine seyircinin kafasında soru işaretleri ortaya çıkıyor ve ne yazık ki filmin sonunda cevapsız sorularla oradan ayrılıyoruz. Makro hikâyede birtakım boşluklar söz konusu. Mesela Vlad ve askerleri Deliler grubu ile karşılaşmadan önce nereye gidiyorlardı? Delilerle savaşmak için koca bir ordu mu getirmişti yoksa Osmanlı sınırına bir sefer miydi bu? Sadece seyirciyi yükselten “Biz devlete neden ana deriz biliyor musunuz? Çünkü analar evlatlarını asla yalnız bırakmazlar.” Sahnesi için öyküde gereksiz boşluklar bırakılmış diye düşünüyorum. Ayrıca bizim kültürümüzde toprak ana devlet ise babadır.

Yazımın sonuna yaklaşırken filme dair genel değerlendirmelerimi toparlayacak olursam şayet. Öncelikle keyifli, izlenmesi, desteklenmesi gereken bir film olduğunu belirtiyorum. Türk- İslam sentezini çok renkli bir dille ortaya seren bir film bu. “Hu!” gibi bir derviş selamını kurt ulumasıyla eşleştirmek güzel bir detay olmuş ancak cılkını çıkartacak kadar fazla kullanılmasa daha etkileyici olabilirdi. Şamanist detaylarla İslami enstrümanların bir arada kullanılması da filme artı bir değer, bir farklılık katmış. Son sahnesinden de devam filmlerine açık kapı bırakılmış. Umarız bu ve bunun gibi fantezi, tarih, savaş filmleri köklü tarihimizden ilham alarak daha fazla iş bulur. Tabii objektif bir bakış ve sanatsal-dramatik kaygılarla güdülerek.

Keyifli seyirler dilerim!