BÖRÜ Film Afişi

BÖRÜ Filmi Eleştirisi

Börü; Cem Özüduru ve Can Emre’nin yönetmen koltuğunu doldurduğu, Dağ filminden tanıyacağınız Alper Çağlar’ın yaratımı bir eser olarak karşımıza geldi. Oldukça zekice bir ticari hamle olarak bir dizi serisinin finali niteliğinde beyaz perdeyle buluşan filmde; dizinin seyircisinin yanı sıra benim gibi daha önce diziyi seyretmemiş ancak filmden sonra merak ederek takip etmeye başlayan insanlar oldu.

TV üretkenliğini sinemaya adapte edebilmek meselesinde yol kat ediyor gibiyiz; zira sinema aslına bakarsanız yavaş ilerleyen bir yaratıcılık barındırır. Özellikle bizim ülkemizde bu, bu şekilde. Popüler olan konular üzerinden ticareti yapılan bir meta haline gelen sinemanın sorunlarını başka bir yazıda konuşalım dilerseniz. Börü’ye dönelim.

“Börü” 15 Temmuz Gecesi, Polis Özel Harekat’ın yaptığı kahramanlıkları konu alıyor diyebiliriz. İşin içine 15 Temmuz girince günlük siyasetin ucuz propagandalarından usanan milyonlarca insan da filme mesafeli yaklaşmış olabilir. Bunlardan biri de bendim. Böylesine büyük bir tehlikeyi el birliği ile başından savan milletin, çirkin ve ucuz bir reklam filmi gibi -sürekli başa sarıp sarıp oynatılıyor- günübirlik siyasi söylemlere alet edilen bir filmden kaçınmaları anlaşılabilir. Ne var ki, Börü benzeri örneklerinin aksine siyasetten kendini uzak tutarak Türk polis teşkilatına ve askerine yakışan bir yapım olmuş. Hiç kimsenin kulu, köpeği, adamı olmadan; yalnızca milletinin hizmetinde, başı dik ve zorluklarda birbirinden güç alarak asla yılmayan ve daima günü kurtaran bir aile...

Filmde Hollywood filmi havası estiren pek çok renk tercihi, kaliteli ses efektleri, gerçek malzemeler ve tüm bunların yanında kaliteli bir Türk oyunculuğu var. Bizim meselelerimizi bizim dilimizden anlatan bir Hollywood yapımı gibi karşımıza çıkmış film eminim ki perdede karşısına oturttuğu her bir seyirciyi bir yerlerinden yakalamıştır. Uzun nutuklar çekilmeden, hızlı bir tempo ile anlatmak istediğini anlatacak bir film de denebilir. Nihayetinde bir geceden ibaret olan ama belki de teşkilatın hatırında kalacak en uzun gece olacak bir zaman dilimini film yaptılar. Sokağa çıkmış vatandaşın tutumu geri planda tutulup her daim gizli kahramanlar olarak kalmış ve kalacak asker ve polise yoğunlaşılması da güzel bir şey.

Filmin bir dizinin finali olması ticari bir başarı sağlamış olabilir ancak bir yerde dizi seyircisi ile sinema seyircisi arasında filmle kurulan bağlantıda farklılıklar ortaya çıkarttı. Anlatma tarzı olarak yepyeni bir seyirciye yeni bir öykü sunuyormuş gibi gözükse de dizi seyircisinin geçmişini bildiği yapımdan daha fazla zevk aldığı da kesin. Referans noktasını kaçırmış sinema seyircisinin filmle yeterince bağ kurup kuramadığı ise bir soru işareti. Ben kendi adıma konuşacak olursam şayet bir filmde görmek istediğim öykü akışını gördüm ancak daha önce olmuş olabilecek şeyler konusunda sürekli bir boşluk hissine sahiptim. Sinemaya bir hafta sonu arkadaşıyla gelmiş seyirci hiçbir karakteri tanımıyor. Film tanıtma ihtiyacı da duymuyor ki zaten aşina oldukları bir ekiple yeniden tanışmak istemeyen bir dizi seyircisi grubu mevcut. Yani anlayacağınız iş hayal gücünüze kalıyor. Buna rağmen zevkli bir film izliyorsunuz ve ne olacağını merak ediyorsunuz (bilmenize rağmen).

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere,

Keyifli kalın.