Bohemian Rhapsody Film Afişi

Bohemian Rhapsody Filmi Eleştirisi

Uzun zamandır merakla beklediğim film Bohemian Rhapsody nihayet vizyona girdi.  Queen gibi bir grubun, Freddie Mercury gibi bir müzik dehasının eşi benzeri olur mu emin değilim. O nedenle filmin bugünkü  nesile ve gelecekteki nesillere Quenn grubunu ve Freddie Mercury’yi doğru anlatması çok  önemliydi. Her ne kadar filmin bütününü biraz yüzeysel bulsam da istenilen mesajı verebildiklerini düşünüyorum, zaten bütün hikayeyi tek bir filmde anlatmak çok kolay değil.

Her şeyin Teorisi, En Karanlık Saat gibi önemli filmlerin yazarı olarak bilinen Anthony McCarten senaryoyu yazarken Queen grubu, Freddie Mercury ve Muhteşem müzikleri arasında denge kurmuş. Filmin içinde biri diğerine üstünlük sağlamadan hikayeyi bir bütün olarak izliyoruz. Filmde, Freddie Mercury merkezli Queen grubunu ve eserlerini çok başarılı bir şekilde işlenmiş.1970’li yıllarda henüz Mercury soyadını almamış emekçi Faruk’un (asıl adı) üniversite yılları ile başlıyor. Faruk ( Freddie ) Hindistan’ın Parsi halkından ve Zerdüşt dinine inanan bir ailede; Tanzanya/Zanzibar’da dünyaya gelir. Orta öğrenimini Hindistan’da bir kolejde tamamlayan Faruk o yıllarda piyano çalmayı da öğrenir. Aile, Faruk 17 yaşındayken iç savaştan kaçarak Londra’ya yerleşir.  Filmin hemen başında Freddie’yi Londralı bir gence dönüşmüş ailesi ile kültürel çatışma içinde olan bir genç  olarak görürüz. Okuduğu üniversitenin cafesinde sahne alan bir grubun solistleri ayrılır. Grup tam dağılmak üzereyken Freddie, bu gruba solist olarak katılır ve Queen grubu doğar. Grup, Freddie’nin olağanüstü sesine eklenen müthiş sahne şovlarıyla büyük ün yapar. Önce ABD fethedilir, sonra tüm dünyayı kapsayan turneler yapılır. Mercury, bir müzik dehası ama sayısız zaafları da olan bir sanatçıdır. Kendini biseksüel olarak tanımlasa da aslında eşcinseldir. Filmde peşine düşerek tavlayıp evlendiği Mary (Lucy Boynton) ile olan ilişkisi sanki cinsel kimliğini gizlemek için yaşadığı bir ilişkidir. Bunun yanısıra Mary ile olan dostluğu hayatının sonuna kadar devam eder. Filmde ayrıca iki erkekle de ciddi ilişki yaşadığını görüyoruz.

 

Grup önemli başarılara imza attıktan sonra dağılır. Bu dönemde single olarak calışmaya karar veren Freddie Mercury’nin özel hayatında da ciddi sorunlar yaşamaktadır. Alkol ve uyuşturucu alışkanlıkları ile beraber yaşadığı dengesiz hayat onun HIV virüsünü kapmasına sebep olur. Grup Freddie’nin ısrarıyla tekrar bir araya gelir ve Londra’da Wembley stadyumunda düzenlenen bir yardım konserine çıkar. Tarihe damgasını vuran bu performans filmin final sahnesidir.

 

Bryan Singer filmin ilk yönetmenidir. Filmin sonlarına doğru başrol oyuncusu  Rami Malek ile yaşadığı problemlerden dolayı yerini Dexter Fletcher’a devretmiştir ve çekimler tamamlanmıştır. Buna rağmen filmin yönetmeni olarak Bryan Singer’ı göstermek sanırım yanlış olmaz. Daha önceki kariyerinde ”Olağan Şüpheliler, Operasyon Walkyrie, X-Men serisi” gibi önemli filmlere imza atan Bryan Singer akıcı yönetimiyle belki de hayatındaki en başarılı filmini çekti. Film; atmosferi, oyuncuların performansları, muhteşem konser sahneleri, kostümler ve renkler ile  tamamen 1970-80’lerin Londra’sıydı.  1985 yılında Bob Geldolf’un düzenlediği ünlü ”Live Aid” yardım konserini yeniden canlı izler gibiydik. Sadece filmin bu bölümü bile yönetmenin başarısının önemli bir göstergesidir. Sanki orada Wembley’de 90 bin kişiyle birlikteydik.  “We Are The Champions,We Will Rock You, Another One Bites the Dust” vb. klasikleri birlikte söyledik birlikte tempo tuttuk.

 

Filmin başrol oyuncusu Rami Malek’ e gelecek olursam.  Mısır kökenli ortodoks bir aileden gelen ve Mr. Robot adlı diziyle üne kavuşmuş Amerikalı bir oyuncu. Bu rol için düşünülen Sacha Baron Cohen’in yerine son dakikada alınmış ve iyi ki bu role seçilmiş. Malek, o kadar başarılı ki zaman zaman gerçek Freddie Mercury’yi izlediğim hissine kapıldım. Freddie’nin ‘vücut dili’ni çok iyi bir şekilde yansıtmış.Filmin tüm müzikli sahnelerinde mimiklerini öyle iyi kullanmış ki sanki söyleyen gerçekten kendisi. Rolüne çok ciddi bir şekilde hazırlanan Malek, Fredie gibi konuşabilmek ve mimik yapabilmek için ön takma dişlerini çekimlerden bir yıl önce takmaya başlamış ve hiç çıkarmamış. Bu mutheşem performansıyla Oscar ödüllerinde En İyi Erkek Oyuncu kategorisinin belki de en güçlü adayı Rami Malek olacak. Umarım o ödülü kazanır. Queen grubu  üyelerinde ise gitarcı Brian May (Gwylim Lee), basçı John Deacan (Joseph Mazzello) ve davulcu Roger Taylor (Ben Hardy) ile birlikte  sanki yeniden hayat buluyor Bu oyuncular da rollerinin hakkını fazlasıyla vermiş.

 

Müzikte bütün dünyayı bu kadar etkileyebilmiş, eşine az rastlanır bir çok esere imza atmış ve belki dünyaya bir daha gelmeyecek çok önemli bir stardı Fredie Mercury. Böylesi önemli bir müzik dehasını da tıpkı başka bir çok yetenekli müzisyen gibi saçma bir sebepten erken yaşta kaybetmiş olmak gerçekten çok üzücü. Yayınladıkları bütün eserler çok güzel olmasına rağmen Bohemian Rapsody gibi bir eser benim için müzikte gelinebilecek en yüksek evrelerden birisi. Böylesine bir eseri yaratan bir müzisyen de sanırım ancak Freddie gibi çok kültürlü yetişmiş, yetenekli, devrimci, bilgili ve doğuştan star olabilir.

 

Sonuç olarak Bohemian Rapsody filmi Queen grubuna, müziklerine, klişelere meydan okuyan ve kuralları yıkarak dünyanın en sevilen sanatçılarından biri haline gelen ikonik Freddie Mercury’ye bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Bu filmi mutlaka izlemeniz dilegiyle….



 

Sevgiyle Kalın…


Ayhan Görgülü