Bizi Hatırla Film Afişi

Bizi Hatırla Filmi Eleştirisi

Kırılmış, paramparça olmuş hatta hatalı imal edilmiş bir vazoyu onaran, neredeyse olması gerektiği gibi yapan bir tutkalı anlatıyor bu film. Sadece bir adamın; dokunuşları ile çürümüş bir düzenin için


Türk sinemasının dev yönetmenlerinden Çağan Irmak’ın son filmi Bizi Hatırla nihayet vizyondaki yerini aldı. Ancak seyretmiş olduğum bu filmi yorumlamadan önce başka bir konuya değinmek istiyorum. Filmi seyrederken öyle bir teknik sorun ile karşılaştım ki önceleri alenen filmde netlik hataları olduğunu hissettim. Gerçi özellikle Foça’da geçen ilk bölümde netlik konusunda hala bazı talihsizlikler olabileceğini düşünsem de beni sıkıntıya sokan asıl problemin projeksiyonda olduğunu fark ettim. Oldukça lüks bir AVM’nin, oldukça lüks bir sinema salonunda epey de fahiş sayılabilecek bir bedel ödedikten sonra resmen projeksiyonun lamba ömrünü uzatmak adı altında ışığın kısıldığı, soluk, takılan bir film izlemek durumunda kaldım. Öncelikle bu -zannediyorum Türkiye’de başka şubesi olmayan- firmayı kınıyor ve keşke filmin üretici ve yapımcılarının salonlardaki gösterim şartlarını da denetleme şansı olsaydı diyorum. Ek olarak önemli görüntü yönetmenlerimizden Uğur İçbak’ın görev aldığı filmlerin oynatıldığı salonları tek tek gezerek bu tip hilelerin yapılıp yapılmadığını kontrol ettiğini duymuş ve sevinmiştim. Çok kıymetli olarak anılacak bir Çağan Irmak filmini hayal meyal bir perdede izlemek hiç de hoşuma gitmedi açıkçası.

Kişisel zevklerimden mi yoksa yaşadıklarımdan mı bilinmez Çağan Irmak filmleri tıpkı milyonlarca izleyicisinde olduğu gibi bende de çok bol miktarda gözyaşı ile karşılanıyor. Kendisi dram filmlerinin öyle büyük bir ustası haline geldi ki sanıyorum yanıma gelip bir fıkra anlatsa yahut dokunsa gülmek yerine ağlamaya başlarım. Bizi Hatırla filmi gerek klişe yaklaşımları, gerekse yönetmenin kendini yer yer tekrarı ile aslında eleştirilecek birçok nokta barındırıyor. Hastalıklı baba, personalar, modern İstanbullu aile portresi, evdeki kavgayı duyan yaşlılar, şizofreni ve türevi psikolojik rahatsızlıklar… Çağan Irmak, Bizi Hatırla filminde bu tarz klişeleri içeren bir hikaye ile karşımıza çıkıyor. Ancak yakın zamanda Ferzan Özpetek’in Napoli’nin Sırrı filminde de gördüğüm gibi Çağan Irmak da bu klişeleri yedirmeyi ve yönetmeyi iyi başarmış. Ancak Çağan Irmak sinemasını yer yer -ki Babam ve Oğlum, Dedemin İnsanları, Unutursam Fısılda ve şimdi de Bizi Hatırla- kendini tekrar eden temel unsurlar üzerinden eleştirebilmeliyiz. Zannediyorum Irmak, işleyen bir formül buldu ve bence çağımızın gençlerinden Yeşilçam’a en yakın isim olduğundan tıpkı Yeşilçam’daki gibi bu formülü işlemeye devam ediyor.


Bizi Hatırla filminin sahne sahne, tema tema analizlerini içeren derinlemesine bir sunum yapmak yerine sizlere yalnızca film hakkındaki temel ve “spoilersız” izlenimlerimi sunmak istediğimden olayları atlıyor, film hakkındaki sözlerimi sonuca bağlıyorum. Kırılmış, paramparça olmuş hatta hatalı imal edilmiş bir vazoyu onaran, neredeyse olması gerektiği gibi yapan bir tutkalı anlatıyor bu film. Sadece bir adamın; dokunuşları ile çürümüş bir düzenin içindeki çürümüş bir aileyi onarışını anlatıyor. En genç kuşaktan en yaşlısına… Modern aileler, birincil ve ikincil grup toplumsal ilişkiler, modern ailelerde evlat yetiştiriciliği, kapitalizm -elbette klişeleri ile birlikte, üstelik rahatsız edecek kadar bolca-, toplumun farklı kutuplarından insanların dünyayı ele alış biçimleri ve baba-oğul sevgisini Bizi Hatırla filmi öylesine başarılı ve derin işliyor ki filmin duygu dünyasına kapılıp gitmemek elde değil.


Elbette söylenmeye gerek dahi duyulmayacak Altan Erkekli’nin ustalığı ve Tolga Tekin’in kendini aşan şovuyla renklenen Bizi Hatırla filmi; izleyicilerine “bazı şeyler için çok mu geç?” sorusunu soruyor ve finaliyle ekliyor; “Hatırla! Hatırla ve kurtul!”