Bağlılık Aslı Film Afişi

Bağlılık Aslı Filmi Eleştirisi



Semih Kaplanoğlu’nun yazıp yönettiği ve Akademi ödülleri, yabancı film dalında aday adayı olarak göndermeyi tercih ettiğimiz film “Bağlılık” beyaz perdede izleyicinin karşısına çıkıyor. Kübra Kip’in başrolde olduğu film Ece Yüksel, Umut Kurt, Jale Arıkan gibi isimleri bir araya getirmiş. 
 
Esasında evrensel bir düzleme yatırılmış güzel bir konuyu işliyor film. Aslı, kariyer sahibi, bankacı, modern bir şehir kadınıdır. Bebeği dünyaya geldikten sonra değişen hayat rutini ona baskı kurmaktadır ve işe dönmek en büyük hayat amacı haline gelir. Bu süreçte bebeğe bir bakıcı bulmak için çabalar. Ece Yüksel’in filmde hayat verdiği Gülnihal karakteri ise bakıcılık konusunda Aslı’nın imdadına yetişen genç, köyden şehre göçmüş ve Aslı gibi yeni anne olmuş bir kadındır. Zaman içerisinde Aslı, Gülnihal ve Bebek arasında dokunan bağlar Aslı’nın kendi anne sorunları, çalışan bir anne olarak bebeğiyle kurduğu manevi diyalog ve yine kocası ile paylaşamadığı yükü; Aslı’ya zor bir sınav yaşatır. 


 
Plaza kadınının modern şehir içerisinde omuzlarına aldığı yük ile başlı başına devasa bir sorumluluk olan anne olma olgusunu çarpıştıran Semih Kaplanoğlu; fikir bakımından güzel bu işe, ideolojik birtakım müdahaleleri isteyerek veya istemeden katmış olacak ki bizleri filmden koparan şey de basitçe budur diyebiliriz. Kadının anneliği ile sosyal yaşantısı, işi ve benzeri modern toplum gereklerinin ters orantılı olduğu fikri katı bir sinemasal dil ile aktarılıyor. “Kadının fıtratında annelik vardır. Kadın annelikten başka bir şeyi yaparken rahatsız hisseder” gibi mesajların çıkarıldığı filmde tepki çeken bir başka şey de daha cahil, köyden gelmiş ve genç bir kız olan Gülnihal’in her halükarda Aslı karakterinden daha mutlu olduğunu tabiri caiz ise “kör göze parmak saplar gibi” yansıtmaları. 
 
Filmi izleyen eleştirmenlerin çoğunun fikri bahsettiğim bu yanlış ideolojik mesajların filmi zayıflattığı yönünde olmakla birlikte; kabul etmek gerekir ki film istediği mesajı basit bir kurgu ve doğru bir sinema diliyle seyirciye sunuyor. Dramatik ögelerin hepsine sahip kabul ettiğim filmin neredeyse dörtte üçü aynı evin içinde geçiyor. Çekim kalitesi ve teknik; Oscar için yeterli görülmeyecektir. Müzikler ise özensiz ve göz ardı edilmişe benziyor.  Evrensel bir konu düzleminde sapılan yanlış yollar yüzünden kaçırılmış güzel bir fırsat olarak değerlendirmekle de son sözümü söylemiş olayım.
 
Tayfun Çidem